17 Ağustos 2017

Kelebek Etkisi...



Dün akşam bir kelebek geliverdi aniden. Öyle tuhaftı ki. Yavaş hareket ediyordu. Bilirim ben bunları bir türlü fotoğraf çektirmezler. Ama bu öyle değildi. Ağır ağır ilerliyordu. Elime bile aldım hiç bir şey yapmadı. Muhtemelen ve maalesef ki tatlı yaşamının son anlarını yaşıyordu. Üzülme kelebekçik, evrene ve ekolojiye yaptığın onca göremediğimiz faydanın yanı sıra, benim bloğuma da iz bırakmış oldun. Ve kimbilir dünyanın diğer ucunda senin kanat çırpışınla nasıl bir olaylar zinciri başladı :))





14 Ağustos 2017

Geleneksel Sarı..


Sarı orkidemiz geleneksel olarak bu yıl da tam zamanında açtı. Çok güzel açtı hem de bu kez (buraya kocaman bir maşallaahhh gelecek). Güneşimiz oldu resmen...







12 Ağustos 2017

Kurt Gölü



Yeni bir John Verdon kitabı daha bitti. Bu kez Verdon bize kara kışta kaybolmuş hafif fantastik bir öykü anlatıyor. Aslında olaylar eski tarz başlıyor ancak ilerleyen bölümlerde teknolojinin son noktasına kadar da uzanıyor. Bence tam filmlik bir kitap olmuş Kurt Gölü. Kitapta bir yerde Verdon, ana karakteri Gurney'i, Daniel Craig'e benzetiyor. İnşallah bir film göndermesidir bu.  Hep demişimdir kitaplarında süreci o kadar iyi işliyor ki Verdon, siz kendinizi Gurney yerine koyup olayı oymuş gibi çözmeye başlıyorsunuz. O nedenle de çıkan katil sizi şaşırtmıyor. Kitabın ortalarından itibaren zaten bir fikriniz oluşuyor. Burada önemli olan akıcı olaylar örgüsü ve süreç. Çok keyif alıyorum okumaktan. Bu adam hep yazsın ben de okuyayım. Anlaştık, tamam. 



11 Ağustos 2017

VosVossss :)


Yemeğe gitmek üzere dışarı çıkarken karşımıza çıktı bu şirin şey. Arkadaşıma (ki kendisi tam bir vosvos sever dir. İşe farklı vosvoslarla gelip durur) aaa bak bu vosvos çok güzel dedim. "Evet bugün onunla geldim" demez mi :))) Çok şirin şeysin sen yahuu...









10 Ağustos 2017

Hey Gidi Bulutlar...


Bir ara ne kadar çok bulut fotoğrafı çekmiştim. Sanırım bu blogda da onlarcası vardır. Geçen gün yine böyle bir bulut görünce eski günleri yad ettim. Ayrıca bu sıcakta bir parça bulut görünce seviniyoruz :) Kıymetlimisss..



31 Temmuz 2017

Yaşamak İstiyorum



İkinci Ayn Rand kitabımı da bitirmiş bulunmaktayım. Bu kadının inanılmaz bir dili var. Kitabı okurken resmen kendimi orada hissettim. Onlarla acıktım, onlarla üşüdüm, o tren yolculuğunu bile sanki ben yaptım. Öyle güçlü bir kalem. Sovyet ihtilalinin ardından kentlerine geri dönen Kira nın gözünden bakıyoruz o döneme. Kira dönemin siyaseti ile hiç ilgilenmemektedir. Tek istediği inşaat mühendisi olmak, binalar yapmak ve aşık olduğu Leo ile mutlu olmaktır. Yani özünde kira sadece istediği gibi "yaşamak" istemektedir. Ancak ihtilal sonrasının hem maddi hem manevi zorlukları bir türlü bu isteğine izin vermez. Soğuk, açlık, hastalıklar, yalanlar... 

Ayn Rand bireyselciliği savunan biri zaten. Ona göre devlet insanların konforlu yaşaması için sadece bir araç. Kira da öyle düşünüyor haliyle. Pekala başta söylemem gerekeni en sonda söyleyeyim; Zaten Ayn Rand'ın ilk kitabı olan "Yaşamak İstiyorum" bir tür otobiyografi. Kira karakteri de Ayn Rand'ın gençliği. Bunları düşünüp, bu yaşanılanların onda birini yaşamış olsa bile, bireyselciği anlaşılır sanırım. 

Kitapta beni rahatsız eden sadece Leo'nun karakter gelişimi idi. Sanki biraz uyumsuz oldu. Ya da şöyle mi düşünmek gerekir, "o zorluklar insana her şeyi yaptırabilir". Ha keza Kira da yoldan çıkmadı değil. Neyse daha fazla ipucu yok. Tavsiye ederim okuyun, hem güzel bir edebi eser okumuş olacaksınız, hem de o dönem hakkında merakınızı uyandıracak şeyler öğreneceksiniz. 




20 Temmuz 2017

Panda :)


Sipariş üzerine bir taş boyama yaptım geçen hafta sonu. Sipariş derken sattığımdan değil, bir arkadaşımın arkadaşı pandayı çok seviyormuş. Çocuk taşı ile geldi "abla bana panda çizebilir misin?" diye. Benim zaten canıma minnet. Bana boya olsun, renk olsun..






18 Temmuz 2017

Demir...



Yeni yeğenim 4 aylık oldu bile. İnşallah bir ay sonra gidip sevebileceğim. Tabii geleneksel olarak ona da yastık işledim. Henüz yastık halini almadı ama o işin kolay tarafı...





17 Temmuz 2017

Zebra...



Instagram'da ya da farklı mecralarda beğendiğim fotoğrafları arşivleyip daha sonra bunları çizmek gibi bir hayalim var. Bu hayali geçen gün bu zebra çalışması ile başlatmış bulunuyorum. Bu da fotoğrafın kaynağı. Aslında nefis bir deniz anası fotoğrafı vardı. İlk onu çizmiştim ama o resmi kimi karnıbahara kimi de beyine benzettiği için yokmuş gibi davranıyorum: )) 




16 Haziran 2017

Kadınsız Erkekler...


Bir Haruki Murakami kitabı daha biter...

Kısa kısa öykülerden oluşuyor "Kadınsız Erkekler". Hayatında önemli yerlere sahip kadınları kaybeden, aldatılan, bu kadınlarla yeni tanışan, hatta devam etmeye korkan, terkeden erkeklerin ruh hallerini anlatıyor kitap. Gizemli kurgularla. 

Benim favorim Kino oldu. Ama her öykü oldukça sürükleyici. Kitap aslında sadece erkekleri anlatmıyor, diğer açıdan da yaklaşıyor ve tüm bunlara tanık olan kadınların ruh hallerini de anlatmaya çalışıyor.  Yormayan ama basit de gelmeyen tarzıyla kolay okunuyor. 

Tavsiye ederim. 






14 Haziran 2017

Çiçekler...


Şu aralar havalar güzel ya atıyoruz kendimizi parklara. Ben de bir iki kare çekiyorum illa ki. Bu kez yakın çekim çiçekler, otlar temalı çekimler yaptım :)


















Siyaha Beyaz...



Hazır şampiyonluk da gelmişken, ilişkili bir post yapayım dedim. Sonunda benim de siyah defterim ve beyaz kalemim var :)) 

Şu an da ne yapacağımı, ne çizeceğimi bilmez moddayım ve basit karalamalar yapıyorum. İnsallah defteri ve kalemi bitirmeden adam gibi şeyler çizmeye başlayacağım. 





13 Haziran 2017

Up...


Evimin sinema köşesi için bu kez de Up' ı çizdim :)




8 Haziran 2017

Homo Deus


En son söylemem gerekeni başta söyleyeyim.... Beynim Yandı. 

Homo Deus öyle güzel lanse edildi ki, kesinlikle çok farklı beklentilere girmiştim bu kitap hakkında. İnsanlığın geleceğine ait geniş bir hayal gücü ile kurgulanmıs bir distopya bekliyordum. Belki güzel bir olay örgüsü ile harmanlanmış olabilirdi mesela. Ama kitap hiç de beklediğim gibi çıkmadı. Çok fazla bilgiyi, derleme bir şekilde, hem de bazen sürekli tekrarlayarak beyni yakan bir kitap olmuş. 

Ha kitap hiç mi bilgi vermiyor geleceğimizle ilgili? veriyor tabii ama öyle ki, sürekli atıflar, tartışmalar vs.  kendimi bir makale okuyormuş gibi hissettim. Ya da 20 bölümlük bir belgeselin dış sesiymişim gibi. Belki de sorun bendedir, fazla beklentiye girmişimdir. 

Kendi adıma yeni şeyler öğrendim tabii. Kitap kesinlikle boş değil. Sadece beklediğim gibi değildi. Geleceğe dair çizilen tablo da fazla karamsar geldi bana. Bir de yazarın  biraz dikte bir tarzı vardı sanki. Kendi fikirlerini fazla baskın bir şekilde dile getiriyor gibiydi. 

Neyse sonuçta merak ettiğim bir kitaptı, okumuş bitirmiş oldum. 




30 Mayıs 2017

Bitmeyen Kış, Gelmeyen Yaz...


Bir gün sonra resmi olarak Hazira' a gireceğiz. Ama gelin görün ki havalar hiç ısınmadı. Nisan yağmurlarını yeni yaşıyoruz. Hesaplamalarıma göre Eylül de tam olarak yazı yaşayacağız. Yani umarım, inşallah...

Bu dönemde hala hırka ve trençkot giymek ağır geliyor ya...




9 Mayıs 2017

Glutensiz Müşebbek



Yaptım oldu :)) Valla pek de bir güzel oldu. Şu tarifi kullandım. Tavsiye ederim.


8 Mayıs 2017

Kurşunkalem



Hayatımda öyle bir insan var ki, ben neyi sevsem, neye ilgi duysam onunla ilgili sürprizleri bitmek bilmiyor. Çok seviyorum...

Çizime merakım da malum. Bu kez karşıma kömür kalemler, çizim için pratik bilgiler barındıran "Kurşunkalem" adlı bir çizim kitabı, farklı özellikte çizim kalemleri ve karalamam için bol bol kağıtla çıkageldi bu insan. Eeee durur muyum, durmam. Hemen çizmeye, çizimimi geliştirmeye başladım. 

Okudukça farkediyorum ki bazı şeyleri çok bodoslama yapıyormuşum. İşin tekniğini öğrendikçe daha orantılı daha bir güzel oluyor her şey. Ayrıca o kömür kalemler yok mu, kendimi picasso gibi hissediyorum çizerken :)

Benim en sevmediğim özelliğim biraz sabırsız olmam. İstiyorum ki hem güzel çizeyim, hem de 5 dk. da çizeyim. Ama öyle olmuyor. Sabır istiyor her şey. Yavaş yavaş kendimi bu konuda törpülemem lazım. 














6 Nisan 2017

Güzel Bir Dünya İçin...



Güzel bir dünya, güzel insanlarla mümkün. Bunu bir kere daha anladım. Hafta sonu hem hava güzeldi, hem baharın getirdiği bir renklilik vardı hem de (ve benim için en önemlisi) heyecanlıydı. Hasan Ali Toptaş'ın imza günü vardı ve ben elimdeki tüm kitaplarımı alarak yola çıktım. Hepsini imzalar mı, konuşmaya zamanımız olur mu derken bir anda yanında buluverdim kendimi. İmza 15.00 de başlıyordu. 15.05 de geldiği için bizden özür diliyordu. Öyle naif, öyle güzel bir insandı. Tüm kitapları yavaşça, özene özene imzaladı. Herkesle sohbet etti. Kitapları ile,  kelimeleri ile girdiği kalbimi bir kez daha çaldı Hasan Ali Toptaş... Kıymeti bilinesi...









31 Mart 2017

Markalarla Nostalji


Geçtiğimiz hafta Çağdaş Sanatlar'da Sanayi tarihini anlatan güzel bir sergi vardı. Markaların, sanayideki önemli olayların kronolojik sıralamasıyla ve güzel fotoğraflarla derlenmişti sergi. 









 Sümerbank basma desenleri









 Fatoş oyuncaklarının Adile Naşit özel üretimi

Hotiç çalışma masası

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...